Kimyasal soyulma (Peeling) yöntemleri:
Kimyasal soyulmalar (peeling'ler) derinin üst ölü tabakalarını kimyasal bir madde ile yakarak onların soyulmasını (dökülmesini) sağlar ve bu sayede deri incelir ve daha sıhhatli bir görünüm kazanır. Derideki yüzeyel lekeler azalır, kırışıklarda belirli oranlarda bir süre için kaybolur. Aynı zamanda deri de kontrollü bir yaralanma meydana geldiğinden, iyileşme esnasında derinin kolajen dokusu artar ve deri daha genç ve elastik bir hal alır. Bu özelliğe sahip bir sürü kimyasal madde mevcuttur. Doktorun vazifesi sizin cilt tipinize uygun olanını seçmek ve usulüne uygun olarak cildinize sürmektir.
Halk arasında yanlış olarak kimyasal soyulmaların cildi incelttiği ve tekrarlandıklarında cildin çok inceleceği inancı vardır. Bu yanlıştır. Kimyasal maddeler cildin yüzeyel tabakalarında kalıp orada ki kolajeni arttırırlar ve bu sayede bağ dokusu artar, cilt daha elastik ve kırışıksız bir görünüm kazanır. Patolojik olarak kalınlaşmış deri incelir ama normalden daha ince olmaz. Bilhassa sigara içenlerde ve fazla güneş ışınlarına maruz kalanlarda kalınlaşan ve özelliklerini kaybeden deri, kimyasal soyulmadan sonra tekrar normal kalınlığına kavuşur ve daha elastik ve canlı (vital) bir hale gelir.
Tarihte orta Asya'da Türklerin gözlerini deri parçaları ile kapatıp alev ile yüzlerini yaktıkları ve bu sayede bir gençleşme sağladıkları bilinmektedir. Aynı şekilde Sinti'ler de yabani otlarla yüzlerinin derisini yenilemekte idiler. Birinci dünya savaşında kullanılan kimyasal bombalar sonucu hayatta kalan askerlerin cepheden evlerine daha genç bir yüzle gelmeleri sadece karılarının değil doktorlarında dikkatini çekmiştir. Endüstri toplumlarında iş kazaları sonucu yanan yüzlerinde iyileştikten sonra (eğer fazla tahribat ve izler meydana gelmemiş ise) daha genç görünmeleri bazı asitler ve fenol'ün yüz derisini soymak için kullanılmasına yol açmıştır.
1972 senesinde iki Amerikalı doktorun (Dr. Van Scott ve Dr. Yu) şeker kamışından elde edilen bir asidi (Glycolic acid, Türkçesi meyve asidi) cilde sürerek, derinin üst tabakalarının soyulmasını sağlamaları kimyasal cilt soyulmasında yeni bir dönem başlatmıştır. Daha önce kullanılan A vitamini asitlerinin çok yan etkileri vardı, lekelere ve yanıklara neden olmakta idiler. Bu yeni krem ayrıca hamilelerde ve güneşe çıkanlarda da kullanılabilmekte ve aşırı bir kızarma olmadan iyi sonuçlar vermekte idi. İlk başlarda sadece şeker kamışından elde edilen bu krem daha sonraları bütün meyvelerden elde edildi ve firmalar piyasaya yüzlerce değişik ürün sürdüler. Kimisi çok zayıf, bazıları da çok kuvvetli idi. Tam bir kaos meydana geldi ve bütün bu ürünlere AHA (Alpha Hydroxy Acid) adı verildi. İsteyen istediğini kullansın dendi fakat karışıklık o kadar büyük idi ki ürüne olan güven azaldı. Bu nedenle kendiniz gidip eczaneden bir AHA kremi alacağınıza doktorunuza danışarak hangisi size daha etkili diye sormanızda fayda vardır. Benim tanıdığım onlarca hasta kendileri zayıf bir AHA ürünü aldıkları için bu kremden memnun olmamışlar ve biz onları yönlendirdikten sonra daha iyi sonuçlar elde etmişlerdir. Firmaların rekabeti sonucu meyve asidi (AHA) ürünleri kremlerinde ki asit oranı % 20 ve 30'lara kadar çıkmaktadır. Ancak biz doktorlar biliyoruz ki %3-5 oranındaki küçük moleküllü AHA içeren kremler cilde daha iyi girebilmektedir ve % 30'luk büyük moleküllü bir kremin tedavi etkisi her zaman olmamaktadır. AHA kremleri belirli bir soyulmaya neden olmazlar. Soyulma olmaktadır ama gözle görülmez.
TCA (Trikloroasetik asit) ve kojik asidi doktorların en çok sevdiği ve kullandığı asit türüdür. Sadece muayenehane ve kliniklerde uygulanır. AHA da olduğu gibi TCA' nın hastanın evde yapacağı uygulama şekli yoktur. Doktor elde etmek istediği sonuca göre asidin gücünü ayarlar. %15 ile % 30 arasında ki konsantrasyonlar en çok kullanılanlarıdır. Daha önceden de Jessner solusyonu ile cilt uygulamaya hazırlanır. TCA cilde sürüldükten sonra cilt beyaz bir renk alır. Freezing denen bu olay ölü tabakada ki proteinlerin parçalandığının belirtisidir. Hasta yanma hisseder, bu safhada soyulmaya son verilir. Ağrı kesici bir kremle soyulma işlemine son verilir. 24 saat sonra ciltte kahverengi lekeler oluşur. Bunlar soyulmaya hazırlanan ölü tabakadır. 48 -72 saat sonra soyulma tamamlanır. Vücudumuz bu yanık olayına karşı kendini korumaya başlar ve yeni deri hücreleri oluşturur. 5-7 gün içinde yakılan deri tamamen yenilenmiş ve yerine genç ve elastik bir deri gelmiştir. Cilt pembe, gergin ve parlak bir görünüm almıştır ve lekeler azalmıştır. Ayda bir kere olmak üzere 3-4 defa tekrarlanırsa 9-12 ay etkisini korur.
Peeling' den sonra deri incelmiştir. Bu safhada üzerine sürülen besleyici kremler daha içerilere girerler ve daha faydalı olurlar. Güneş ve pigment lekeleri en etken şekilde TCA ile azaltılır. Bu kalıcı bir durum değildir. Yaşlanma devam ettiğinden zamanla tekrar oluşacaklardır.
Göz ve ağız etrafında ki kırışıklar TCA ile başarılı olarak azaltılır. Daha etkili olması için Botoks ile kombine etmekte mümkündür. TCA tedavisinden sonra derideki genişlemiş gözenekler ufalır, akne ve yara izlerinde de bir azalma gözlenir.
Kimyasal soyucular arasında en etkilisi ama aynı zamanda en agresifi Fenol'dür. Sonuçları çok etkileyicidir ve ona kimyasal yüz germe diyenlerde vardır. İyileşme süreci 8-10 gündür. Hastalar bu sürenin sonunda 10-15 yaş genç görünürler. Fenol toksik bir maddedir, kalbe ve karaciğere zarar verebilir. Uygulama esnasında hasta monitöre bağlanır ve bir anestezist uygulamaya eşlik eder. 1990 lı yıllarda İsrailli arkadaşım Dr Yoram Fintsi kendi bulduğu bir formülle fenolü daha az zararsız bir hale getirdi ve ondan öğrendiğim yöntemle en az 100 hastaya fenollü kimyasal soyulma uyguladım. Hastalardan hala övgüler almaktayım.

Kimyasal peeling'ler de soyulup dökülen sadece yüzeyel deri tabakalarıdır. Bu esnada güneş lekeleri ve derin olmayan pigment lekeleri de azalır veya kaybolur. En son yayınlara göre kimyasal peeling yaptıranlarda cilt kanserleri daha az görülmektedir. Aslında cilt doktorları da meydana gelmiş ve başlangıç halinde olan cilt kanserlerini TCA veya Fenol ile yakarak tedavi ederler.
Kimyasal soyulma kimlere uygulanır? Cildi vaktinden önce yaşlanmış görünenler. Genetik olarak genç yaşta yüzünde ince ve derin olmayan kırışıklar oluşanlar. Fazla güneş altında kalıp cildinde lekeler ve kalınlaşma oluşanlar. Hamilelik esnasında veya hormonal olarak cildinde lekeler meydana gelenler.
Uygulamadan sonra sizi bekleyenler: İlk 1-2 günde oluşan kızarıklık daha sonra yüzünüzde açık kahve rengi lekelere dönüşecek ve cildiniz pul pul dökülecektir. Bu devrede cildiniz çok kuruyacağından yoğun bir şekilde kremlerle nemlendirilmelidir. 8-10 gün süre ile cildiniz parlak bir görünüm kazanacaktır (Erik yüzeyi görünümü). Bu geçicidir ve arzu edilmez ise pudra veya kamuflaj (Fondöten) ile giderilebilir. Kızarıklıkları azaltmak için çinko içeren ve bebeklerde kullanılan kremlerle (Popolin) ilk günlerde 20-30 dakikalık bir maske yapmak faydalıdır.
Yan etkileri: Dudağınızda sık sık uçuklar (Herpes) oluşuyor ise kimyasal soyulma uygulaması esnasında özel bir krem (Zovirax) ve gerekirse haplarla korunmanız gerekir. Eğer uygulamaya dudağınızda bir uçuk ile gelirseniz soyulma işlemi ertelenmelidir. Soyulmadan sonra ki ilk 3-4 günde uçuğu olan insanlardan uzak durun ve yabancı havlular kullanmayın.
Kimyasal soyulma güneşli yaz aylarında yapılmamalıdır ve uygulamadan sonra en az 8-10 gün solaryum ve güneş banyosu (tatilde) yapamazsınız. Güneşli havalarda sokağa çıkabilirsiniz ancak yüzünüzü bir koruyucu güneş kremi ile (Sun Blocker SPF 15 ve yukarısı) ve bir şapka ile korumanız gerekir. Bu tedavi esnasında cildinizi bronzlaştıran hapları, tetrasiklin grubu antibiyotikleri ve A vitamini alamazsınız, lekeler oluşabilir.
Kimyasal soyulma yöntemine ilave veya alternatif olarak Lazer ve Mikrodermabrazyon önerilir.
|